11 Temmuz 2012 Çarşamba

acı.



nasıl tarif edilir bilmiyorum. ama sadece kendime anlattığım şeyler var. kimseye de anlatmaya gücüm, kuvvetim yok. anlatmayacağım da. pişmanlık aylar önceden yormuştu zaten beni. ama pişmanlığımın beni yerle bir edeceği aklıma bile gelmezdi.

gittiğinde geri dönmemeli bir insan. dönüyorsa da güzel şeylerle dönmeli öyle değil mi? dönmek böyledir, değil mi? birine geri dönüyorsan, iki kelam etmek için bile olsa, bir umut taşıyorsundur değil mi? hele seni hala ve hala unutamamış, pişmanlıktan içinde havlayan köpekleri hala susturamamış birine dönmek, "arkadaşız" demek. arkadaşını siksinler.

aşk kavramını siktiğiniz gibi arkadaşlık kavramını da siktiniz. ikisinin de ne demek olduğunu bilmeden büyümüşsünüz. orospuluk, şerefsizlik kanınızda var. nefret doluyum. bir insan kesinlikle başka bir insan yüzünden kötü olabilir, kötü düşünebilir; bunu bir kez daha anladım. bir başkasının gerçekten ölmesini istemek kesinlikle o kişiden kaynaklanabilir. canımı yakan insanlar gerçekten ölebilir.

nasıl da umurunda değil. ben kıvranırken mutlu olan, olabilen insanlardan iğreniyorum. onlar için sadece biraz vicdan diliyorum.

ama ben yine de biliyorum ki, çekecek cezasını. sadece artık bana dönüşü olmasın. mümkünse, hayata da dönüşü olmasın.




beni de vicdansız biri yaptınız ya helal olsun lan. yemin ediyorum büyük başarı. gerçi sadece beni üzene karşı vicdansızım, melek gibi kızım amınakoyim daha nolsun ya.

artık, "hayırlısıyla bi kısmet allam" diye değil; "yalnız ama mutlu olayım, içime huzur ver" diye dua ediyorum çünkü gerçekten en hayırlısı, huzurlusu, sakini bu, sanki. insan yalnızken gerçekten mutlu olabilir. tabii benim geri kalan her şeyim de boktan olduğu için mutlu olamıyorum, yoksa kendi kendini mutlu eden bir insan gayet de olabilirim.

ama bundan sonra, hayallerimi ve umutlarımı siken insanlara bir saniye dahi tahammül etmeyeceğim.



bugünü "her name was new york and she took his heart away" diyerek kapatıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder